Bir Adımla Başla!

Uzun bir aradan sonra herkese Merhabalar,
Dün akşam izlediğimiz müthiş bir belgeselden sonra bunu mutlaka bloğuma yazmayalım, bir kişiye bile ulaşsa, izlese kârdır diye düşünüyorum.
Öncelikle lütfen sizlerde izleyin ve izlettirin!

Belgeselin ismi: “Racing Extinction”

The Cove ( Koy ) belgeseli ile Oscar kazanan yönetmen Louie Psihoyos tarafından çekilmiş. Koy belgeselini bende izlemedim ama onunla ilgili de çok güzel yorumlar okuduğum için en kısa zamanda onu da izleyeceğim. Bence sizlerde bir belgesel akşamı yaparak bu iki etkileyici belgeseli izleyebilirsiniz.
Belgeselin konusu;
“ Bilim adamlarının tahminine göre yüzyılın sonuna kadar insanların ayak izi dünyadaki türlerin yarısının kaybolmasına neden olacak. Dinazorların sonu olan beşinci toplu soy tüketiminden sonra gezegenin tarihinde ki altıncı toplu tüketimine girdiğimiz düşünülüyor. Şu anki dönemin Antropojen, yani insan çağı olarak belirlenmesinin nedeni insanlığın gezegendeki doğal çevresine ve hayvanların yaşamlarına dehşet verici değişikliklere neden olması. Yine de bu değişikliği sadece biz durdurabiliriz.
OPS – Okyanus Koruma Derneği (The Oceanic Preservation Society) grubuna eşlik eden yenilikçiler yaşamlarının sonuna gelmiş binlerce türe ses getirmeye çalışıyorlar. Hareketli ve coşkulu eylemciler, nesli tükenmekte olan vahşi türlere karşı iki büyük tehdidi su üzerine çıkarmaya çalışıyorlar. İlk tehdit uluslararası vahşi hayvan ticareti sayesinde milyonlarca senedir türü varolan hayvanların yok oluşu, diğeri ise karşılaştırılamayan karbon emisyon değerleri ve asidike olmuş okyanusların gizli dünyası. Benzin ve gaz firmalarının görmemizi istemedikleri bu dünya, en gelişmiş fotoğraflama teknolojileri ile gözler önüne sergileniyor. ”

İnsanoğlu kitlesel yok oluşa neden olabilir, ki oluyoruz da farkında ya da değiliz. Belgeselin başında Dr. Micheal Novacek “Aşağı yukarı 100 yıl içerisinde dünya üzerinde ki türlerin %50’sini kaybetmiş olabiliriz.” diyor ki başka bir araştırmacının çok daha yakın tarihlerden söz ettiğini görüyoruz.
Belgesel de yok olmaya yüz tutmuş canlı türlerini korumaya çalışan bir grup gönüllü ve aktivist, bu türlerin gizli dünyasını, yasa dışı pazarlarda, hayvanların kesim ve satılma aşamalarını gizli operasyonlarla deşifre etmelerini izliyoruz. Belgeselde köpek balığından, vatozlara, nesli tükenmekte olan irili ufaklı tüm hayvanlara değiniliyor. Çok acı, insanoğlunun masum hayvanlara yaptıklarını görmek. Bilimsel açıdan herhangi bir yararı yokken, köpek balıklarının yüzgeçlerinden çorba yapmak üzere öldürülen her boyuttaki köpek balığına uygulananlar soykırım olarak kabul ediliyor. Ekip, gizli kamera ve mikrofonlarla bu işin ticaretini yapanların gayrimeşru işletmelerine sızıp inanılmaz sayıdaki yüzgeçlerin güneşte kurutulduğu devasa teraslara ulaşıyorlar. Bu deşifreden sonra kapatılan restaurantlar ve kuruluşlar haberlere, gazetelere, dergilere çıkarak ülke çapında, dünya çapında büyük sesler getirmiş. Wildaid, Çin’de “Köpek balığı yüzgeçine hayır! ” kampanyasını başlattıktan sonra, talepler yüzde 70 oranında düştüğünü öğrenince de ayrıca seviniyoruz. Kampanyaların gücüne inanıyorum, bir elin sesiyle toplaşan tüm ellerin gücüne inanıyorum. Malcolm X’in dediği gibi “ Bir taş at! Bir taş daha at! Bir şiir ateşle! Bir yumruk yükselt! ..” yapabiliriz, beraber başarabiliriz. Daha çok inatçı ruhlara ihtiyacımız var diyor belgeselin bir sahnesinde, ben burdan tüm inatçı ruhlara sesleniyorum. Her gün yaptığımız küçük seçimler gelecekte hepimizin isteyeceği bir dünyaya sahip olmamızı sağlayabilir. Biz beraber yapabiliriz, bunu başarabiliriz!

Belgeselde hayvanların uzun yıllar seslerini kaydeden araştırmacılar da var. Bunun üzerine bir sahnede geçen söz “ Tüm dünya şarkı söylüyor, ama dinlemeyi bıraktık! ” çok etkileyici. Doğanın sesine kulak ver, ağaçların, yaprakların, kuşların, tüm evrenin sesine. Modern dünyayla, şehirlerimizle, binalarımızla, alışveriş merkezlerimizle, gökdelenlerimizle seslerini aslında biz kıstık. Doğayı sevmek yetmiyor, korumak da gerekiyor. Şimdiler de instagramda gördüğüm bir etiket, söz, kampanya dolanıyor, “ Doğayı sev, yeşili koru, ayıyı öp! ” lütfen bunu ciddi anlamda yapalım, yeşil fotoğraflarımızı süsleyecek bir söz olarak değil!
Belgeselin sonuna doğru türlerin fotoğrafları ile birlikte nufüslarını da gösteriyorlar, Rabbs’in çizgili ağaç kurbağası – nüfus:1 yazıyor, düşünsenize bir türden son kalan o, bizim yüzümüzden, bizim bilinçsizce, sadece tüketerek yaşadığımız için türü son bulacak. Tüketim toplumuyuz deyip kenara çekilemeyiz, bence zaman doğru tüketme zamanı! Bilinçlenme zamanı! Doğal yaşama dönüş zamanı!

Belgeselin sonunda ekibinde destek verdiği çevreci kampanyada, doğal yaşamın ve hayvanların görüntüleri, insanları bilinçlendirme amacıyla kentsel dokuya ve özellikle gökdelenlere New York’ta ki Empire State Binasına video mapping yöntemiyle yansıtılıyor. Etkileyici, anlamlı, duygulu bir çalışma olmuş, ağlayarak izliyorum. Racing Extinction (Nesli Koruma Yarışı) adlı belgeselin amacı küresel farkındalık yaratmak ve söz konusu farkındalığı hayatlarımızla bütünleşmesini sağlamak. Desteklerimize ihtiyaçları var. Belgeselde ki görseller, çekimler, müzikler, hepsi harika, film tadında, emeği geçen herkese kendi adıma teşekkür etmek istiyorum. Beni kazanarak amaçlarına ulaştılar, daha fazlası için sizde etrafınızda ki insanlara belgeseli tavsiye etmeyi unutmayın.
Son olarak, belgesel de çok beğendiğim bir bölümle bitirmek istiyorum. Japonya’da ki bir din adamının sözü, “ Karanlığa lanet etmektense, bir mum yakmak daha iyi! ”
Arkasına yaslanıp “ Ne gerek var? ” diyen pek çok insan vardır. Ama o mumun bir anlamı var! Çünkü o mum sayesinde mumu olan bir başkası sizi bulabilir. Ve bence toplumsal hareketler böyle başlıyor!
Tek bir adımla başlasak bile, bir hareketi başlatabiliriz!
Kendi adımınızı bulun!
Mumunu yak ve ayağa kalk!
Beraber başarabiliriz!
Gel hadi!
Kibrit çak!
Yapalım şunu!
Beraber başarabiliriz!

Benim ilk adımım; Moskova’da çoğu marketlerde poşet, parayla satılıyor, neden böyle bilmiyorum ama eğer amaç poşet tüketimini azaltmaksa bence takdire şayan! Ki çoğu gördüğüm insanlarda ya kendi karton poşetleri ya da özel çantalarına koyuyorlar. Bende buraya gelmeden önce hem Londra’dan hatıra hem de Moskova’da market ve pazar da kullanırım diye aldığım hasır çantamı kullanıyorum ama pazarda ısrarla poşete koyup, öyle çantama koyuyorlardı. Ama bundan sonra poşet kullanmayacağım. Lütfen sizde ilk adımlarınızı benimle ya da instagram hesabınızdan paylaşırsanız çok sevinirim. Paylaşmayıp uygulasanızda yeter ama toplu bir bilinçlenelim istiyorsak şu instagramı milletin hayatlarını izlemek yerine, biraz da iyi şeylere ön ayak olsun diye kullanalım! Etiketimiz ne olsun hiç düşünmedim ama discovery kanalında bu belgesel için etiket #1adımlabaşla yapmışlar. Benimde dikkatimi çekti, hem dedim bundan güzel başlık da, etiket de olur.
Discovery kanalında birkaç adım vardı, bunlar hepimize fikir olsun diye yazıyorum.
O zaman hadi hep beraber başlayalım!
– Dişlerimi fırçalarken suyu kapatacağım. (Bu şekilde 8 galon (yaklaşık 30 litre) su tasarruf edebilirsin. Bu ayda 200 galon demek. Bununla 6 küçük köpek balığın sığabileceği bir akvaryumu doldurabilirsin.)
– Haftasonları araba kullanmak yerine yürüyeceğim. (Normal bir araba her gün ortalama 9 kg karbon dioksit salgılıyor ve bir sürü cisimleri kirletiyor.)
– Sadece e-bilet satın alacağım. (Kağıt kullanmak ormanların tüketimini hızlandırıp, gereksiz derecede elektrik ve emisyon kullanıyor, bu da üretim sürecinde çevreyi etkiliyor.)

– Eski ve çalışmayan mobil cihazları geri dönüşüme vereceğim, çünkü içeriğindeki zehirli maddeler toprağı kirletiyor. (Ortalama olarak insanlar her 1.5 sene de telefonlarını değiştiriyor ve eskilerini çöpe atıyorlar.)
– Şarj aletini kullanmadığım sürece prize takılı bırakmayacağım. (Şarj aletleri prize takılı olduğu zaman istenmeden elektrik kullanıyorlar.) Malesef bunu ben çok yaparım ve babam hep bizi bu konuda uyarırdı, bundan sonra buna da dikkat edeceğim!
– Süpermarketler de tekrar kullanılabilen çanta kullanacağım. (Her yıl milyarlarca plastik poşet üretiliyor ve her sene yarısından fazlası çöplüklere atılıyor. Plastik poşetlerin doğaya verdiği zararlar, toprakta bozulma süresi 800 yıl, toprağa ve suya verdiği zararlarsa daha da kötü.)
– Normal ampülleri enerji tasarruflu ampüllerle değiştireceğim.
– Çöplerimi atarken geri dönüşüm olanları ayrı atacağım. Bunun en güzel örneği Londra’da evlerin önlerinde mavi ve yeşil olmak üzere 2 adet çöp kovasının bulunması, bizim ülkemizde herhangi böyle bir uygulama görmedim, en azında sokaklar için. Annem bu konuda çok güzel bir örnek benim için, cam olanları ayrı bir yerde biriktirir sonra da belediyeyi arar geri dönüşüm için malzemeler olduğunu söyler ve gelir, alırlar. Bu da güzel bir çözüm tabiki.
– Kampanyaları takip edip, destek vereceğim.

Hepinize iyi seyirler..

Hayvanları, doğayı sevip koruduğumuz güzel günlere,

Moskova’dan sevgiler..

Kaynaklar: DiscoveryChannel

Fotoğraflar google görsellerden alınmıştır.

(5) Yorum

  • Avatar

    Cihat TOPRAK

    Dünya’nın varlığı hakkında önemli bir farkındalığın oluşması adına Muazzam bir yazı 👌🏻 Bundan sonra #1adımlabaşla hastag’i ile desteğimi sunacağım.

    Cevap

  • Avatar

    Zeynep

    👍👍👍👍

    Cevap

  • Avatar

    Salih TOPRAK

    Kızım senin bu yorumlarından, okumanın ve belgesel izlemenin kendini yetiştirmede ve bu gibi makale düzeyinde yazılar yazmada öneminide vurgulamış oldun. Ayrıca farkındalıkları her zaman içimden geçirmişimdir ama fiiliyata dökememişimdir, bahsettiğin konularda (pil,poşet,şişelerin ayrıştırıp çöpe atma vb.) herekete geçmeme, spor yapmama vesile olacaktır. Bu farkındalılık konusundaki uyarıcı yazından dolayı seni tebrik ediyorum kızım, farklı yazılarının devamını diliyorum, burdan Moskova’ya selamlar.

    Cevap

  • Avatar

    Nur Hatice SEMİZ

    Belgeseli en kısa sürede izliyorum inşallah.. 🤗👏👍

    Cevap

  • Avatar

    Dilek

    👏👏👏

    Cevap

Yorum Yap